06 Ocak 2009 Salı

ALBÜM


(TRETMAN)


01 Mert ev, yatak odası (İç-Gün)__________İmge


10 yaşındaki İmge, elbise dolabının üzerindeki resim albümüne uzanmak için, sandalyenin üzerine yerleştirdiği sehpaya çıkar.. Parmaklarıyla uzanır ve tam düşmek üzereyken albümü alır ve sıkıca kucaklar…



02 Mert ev, yaşama odası (İç-Gün) İmge, Mert



İmge albümü babasının kucağına sertçe koyup, “baba hadi anlatsana, annemle nasıl tanıştığınızı” der..

Baba / Mert “yapma İmge, kaçıncı kez…” der..


İmge “n’oluur babacım, noolur..” diyerek sırnaşır.. Babasının kucağına oturur ve birlikte albümün sayfalarını çevirmeye başlarlar..


Baba resimlere bakarlarken anlatmaya başlar… “Bir varmııış, bir yokmuuuş…”


İmge babasına kızarak bakar “Babaaa bu masal değil kii…”


Mert “Olsun kızım ” der, duvarda yan yana duran Nazlı ve Mert portrelerine göz atar: “Bizim tanışmamız bir masaldı”..


İmge: “Hadi anlat, anlat!”


Mert: “O zamanlar ben yurtdışında okuduğum üniversitede bir resim sergisi geziyordum….”



03 Flashback- Üniversite Sergi Salonu (İç-Gün) Nazlı, Mert,fgr.


Nazlı ünlü bir ressamın resim sergisini gezmekte, resimlere hayranlıkla bakmaktadır..


Bir resme bir de uzaktan bakmak için, ani bir hareketle geriye doğru iki adım atarak çekilir..

Karşı duvardaki bir resme bakmakta olan Mert’in sırtına sertçe çarpar… Mert’in deniz mavisi,


Nazlı’nın kara gözleri…


Ve ikisi de Türkçe özür diler... Nazlı çok etkilenmiştir Mert’ten… Dili dolaşır… “Siz de mi bu okulda..” filan gibi şeyler geveler ve cevabı duyamadan “sonra görüşürüz” diyerek çıkar…



04 Mert ev, yaşama odası (İç-Gün) İmge, Mert


İmge: ”Eee sonraaa?”


Mert: “Sabır.. Eveeet… O günden sonra, utangaç annen hiç aklımdan çıkmadı… Çok güzeldir, bilirsin, senin gibi…”



05 Flashback-Mert ev (İç-Gün) Mert


Mert de günler içinde, çok gayretli ve iştahlı bir şekilde sürekli portreler yapmakta, bitirdikleri resimleri duvarlara asmaktadır… Yüz ifadeleri farklı da olsa hepsinde Nazlı’yı resmetmiştir.


Resimler bitince karşısına geçip seyreder…



06 Flashback- Okul, sınıf (İç-Gün) Nazlı,Hoca,fgr.


Nazlı sınıfla birlikte derstedir…


İngiliz Resim Hocası Nazlı’nın portrelerine bakar, bir ödev verir:

“Yüz hatlarında çok sertsin, daha toleranslı olmalı.. Gelecek derse on tane portre boya, bakalım..”



07 Flashback-Nazlı Ev (İç-Gün / gece) Nazlı


(Çeşitli gün geçişleri…)


Nazlı günler içinde, çok gayretli ve iştahlı bir şekilde sürekli portreler yapmakta, bitirdiği resimleri duvarlara asmaktadır…


Hava gittikçe kararır…


Duvardaki portreleri ilk kez görürüz:Yüz ifadeleri farklı da olsa hepsinde Mert’i resmetmiştir Nazlı…


Son portreden pencereye, Londra’nın gece manzarasına geçiş…



08 Flashback-Okul, Hoca’nın odası (İç-Gün) Nazlı, Hoca


Nazlı Hocasına yaptığı resimleri teslim eder ve arkadaşlarıyla şakalaşarak kafeteryaya doğru giderler…



09 Mert ev, yaşama odası (İç-Gün) İmge, Mert


İmge: “Babaaa.. durma.. hadiii..”


Mert “Dur kızım boğazım kurudu" diyerek bir yudum su alır ve anlatmaya devam eder, albümün sayfalarını çevirerek…



10 Flashback-Okul, atölye (İç-Gün) Nazlı, Mert,,Hoca, fgr.


Atölye…


Mert, Hocayla birlikte derse girer.. Hoca, Mert’in doktora yapan bir Türk öğrenci olduğunu ve dersi bugün onun vereceğini söyleyerek çıkar.. Nazlı şok olmuştur…


Mert kısaca kendini tanıtır ve dersi, “En ilginç portre ödevi örneğiyle” işleyeceğini söyler..


Duvara Nazlı’nın kendini resmettiği 10 adet portreyi asar, ama kimin olduğunu söylemez; imzaları kapamıştır…


Resimleri ve yapılış amacını irdelemeye başlayıp, “Bu resimlerde saf bir sevgi ve tutku var” deyince,


Nazlı ağlaya ağlaya dışarı kaçar…



11 Mert ev, yaşama odası (İç-Gün) İmge, Mert


Mert: “Eveeet işte der, böylece belki de ilk kavgamızı ettik..”


İmge (çok çok sevimli) :” Ama sonra onun gönlünü aldın ve evlenme teklif ettin ve sonra daaa aşkınızın meyvesi olan ben dünyaya geldiiiim…” diye bir reverans yapar… Gülüşürler..


İçerden anne onları çağırır: “Haydi bakalım kumrular yemek hazııırr….”


Baba-kız elele tutuşup kalkarlar…



12 Mert ev, mutfak (İç-Gün) İmge, Mert, Anne


Annenin eli yakın çekimde tabaklara yemek koyar…. Herkes oturur…


Mert’in, İmge’nin gülümseyen yüzü…


Annenin elleri..


Kamera annenin yüzüne yükselir: Nazlı değil…


“Anne”; İmge’nin fotoğraflarda gördüğü öz annesi değildir..


Aile neş’e içinde yemeklerini yerken, kamera açılır… Yaşama odasına gider

ve Mert’le Nazlı’nın yan yana duran tablosunda sabitlenir…





SON


...

31 Aralık 2008 Çarşamba

Filistin'e Dua



söz

olmaz bazen..

yetmez.


fotoğraflar da...

27 Aralık 2008 Cumartesi

AHŞAP


- istanbulunu yitiren bütün beylerbeyi kadınlarına -



anka kuşunu bilir misin ?

hani transistörlü hayallerimizin mum kokan hikayeleri.

yaşlı büyüğümüzün esmer nasihatleri.

yokuştan kaydırdığımız kar heyecanları.



yani sevdiğimiz herşeyin anısına gizlediğimiz.



bu şehri terkettiğin an onu da yanına alacaksın.



sokağa girdiğimizde cumbasını seçmeye çalıştım.

yolu asfaltlamışlar.

necmiye teyzenin çiçekleri bahçe duvarından taşıp yerlere kadar inmiş yine.

– istanbul bana artık çok uzak, sokaklarını özlüyorum zaman zaman, en fazla bizim sokağı.

küçük sevgilerimi kovaladığım mahallemi.

düşündükçe burnumun direği sızlıyor. –



yokuşu inmeye başladık.



cumbalar azalmış.



ali ihsan amca ağlarını kurumaya bırakmış.

aralık bahçe kapısından kırmızı avludaki o güzelim akvaryum balıklarını görüyorum.

her birine ömrümün en güzel masallarını uydurduğum, aşkı ilk kez tattığım canlıları.

renkler suda öpüyorlar beni.



komşularımız betondan balkonlarında bizi selamlıyorlar.

- o kimbilir nerede ? -



bizim ahşapkırığı evimizin yosunlu basamaklarında oturan tanımadığım bir yüz görüyorum.

arkadaşlarıyla şakalaşıyor.gözlüklü şirin bir çocuk, başında cici bir şapka.

muzip bir gülümseme yapıştı benim de dudaklarıma…



bilmiyorum kimi hatırladım, pazar günlerinin beylerbeyi sevinci

kapladı içimi.kendimi bu sevimli yüze bakarken yakaladım.

- ne güzel, terkedilmiş evimizin yaşlı basamaklarında gülümseyen

bir yüz görmek. –



evin camları kırılmış, işlemeler yer yer dökülmüş.



- Allahım olamaz… o çocuğu gidip kucaklamak geliyor içimden.

yıllar sonra bu sokak beni nasıl bir duyguyla karşılıyor ? –



kendimi tutuyorum. sadece eski ahşap gözlerimle bakıyorum ona.

arabasına binip gidiyor.



biz de kararmış kapıdan geçip, geçmişin kokusuna bırakıyoruz kendimizi.



şu oda… babannemin öldüğü oda.


...

23 Aralık 2008 Salı

BOYANIN SESİ



01 Palet, boyalar (İç-Gün) Boyalar, Nazlı’nın eli


Tüpten çıkan ve boş bir palete yayılan çeşitli renklerde boyalar…

(Derinlerden gelen, belli belirsiz, fısıltı temalı bir müzik…)

(Ses efektleri…)


Her renk, renginin anlamına uygun bir sesle, fısıltı halinde konuşmakta, diğer boyaları gördüğüne memnun olmakta ve sohbet etmektedirler…


(Görüntüler son derece doğal, boya tüpü ve boya görüntüleridir. Sadece ses efektleriyle fantastik bir etki amaçlanmıştır.)


Boyalar birbirine karıştıkça muhabbetin dozu da artmaktadır. Ama, kargaşa nedeniyle, ne dedikleri artık anlaşılmaz…




02 Palet, boyalar (İç-Gün) Boyalar, fırça


Yakın planda paletteki boyaların üzerine doğru gelen fırça kılları…. Fırça, boyalara deyer ve onları karıştırmaya başlar…



03 Nazlı Ev (İç-Gün) Nazlı


Nazlı elindeki paletten aldığı boyalarla bir tuvale resim yapmaktadır…


Dinlendirici bir müzik eşliğinde, Nazlı’nın bilek hareketleri ve Fırça’nın dansları… Geri çekiliriz: bir erkek portresi… Gözler çok mavi.


04 Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Mert


Maviden açılış… Mert… Canlı kanlı bir şekilde, zemin kattaki odasından dışarı bakmaktadır…


Nazlı camın önüne gelir, saçlarını düzeltir… Işık yansıdığı için içerdeki Mert’i fark etmemiştir.


Mert bir adım geriye çekilip Nazlı’yı seyreder…


Mert kara kalemle pencereden seyrettiği kıza benzeyen bir kadın portresi karalamaktadır..



05 Okul, atölye (İç-Gün) Nazlı,Hoca, fgr.



Nazlı derste… Hocası nazlıyla konuşur ve ona özel bir ödev verir: ‘zayıf olduğu portre çizimlerini geliştirmesi için, on tane portreyi çizme ödevi’ …


06 Üniversite kampusü (Dış-Gün) Nazlı , Mert, fgr.

Nazlı kampüste düşünceli yürürken, birden ortalık karışır ve karşıt görüşlü öğrencilerin çatışmalarının ortasında kalıverir; itiş-kakışta bir yumruk yer ve düşer…


Bahçede oturmakta olan mert durumu görür ve kalabalığın içine dalıp Nazlı’yı oradan alır, kafeteryaya doğru götürür.. Kafeteryada otururlar… Mert ona su içirir, çay ısmarlar, onunla yakından ilgilenir.. Tanışırlar ama Mert asistan olduğunu söylemez… Nazlı hala olayın şokundadır, sinirleri boşalır, Mert’e sarılıp ağlar… Sonra özür dileyip ayrılır…



07 NazlıEv-Yatak odası (İç-Gece) Nazlı


Yatağa uzanır… Gözlerini tavana diker ve görüntüler üşüşür beynine…



08 Flashback-kavga sahnesi (üniversite) (Dış- Gün) Nazlı,Mert,Fgr.


Okulda yaşananları hatırlar Nazlı: Okuldaki kavga…. Mert’in yardımı...



09 Flashback-kafeterya (Dış- Gün) Nazlı,Mert,Fgr.


Mert’in yüzü, gülümseyişi, gözleri…



10 Nazlı Ev (İç- Gece) Nazlı


Nazlı Mert’in resimlerini yapmaya başlamıştır… birini bitirir.. bir tane daha Mert, bir tane daha…. Bu delice durum bittiğinde, onlarca Mert portresi vardır ortada…. Sonra, seçtiği çizimleri yağlı boyayla boyamaya başlar…



11 Okul (İç-Gün) Nazlı, fgr.


Okulda Hocasını arar… odasında yoktur.. sorar soruşturur, yeni asistanına yönlendirirler… O da yeni asistanın odasına gider, kapıyı vurur..



12 Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Mert


Odaya girer, karşısında Mert… Nazlı afallar, etrafa bakar.. Duvarda kendi portresi asılıdır…


Hızla kapıyı çarparak çıkar…




13 Okul Koridor (İç-Gün) Nazlı, Mert, fgr.


Mert ardından koşturur, seslenir… Nazlı durmaz… delice koşarak kaçmaktadır… ayağı takılır, düşer, çanta savrulur, birkaç resim saçılır etrafa.. Toparlamak ister ama Mert’in yaklaştığını görünce, her şeyi bırakıp kaçar…


Mert onu yakalayamaz ve geri dönüp portreleri toplar, çantaya koyar, bütün portrelerde kendisinin resmedildiğini görür..




15 Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Mert


Nazlı Mert’in odasına dalar…


Mert

“Nazlı.. hoş geldin”


Nazlı, hiç konuşmadan bakar gözlerine…


Duvardaki portresi söker alır.. Etrafa bakınır, resimlerini arar, bulamaz ve tehditkar bir el hareketiyle resimleri ister..


Mert

“gelsene..”


Nazlı

“resimleri verir misin?”


Mert

“ben de senden hoşlanıyorum.”


Nazlı alaylı, umursamaz:

“öyle bişey yok !…”



Mert daha fazla ısrar etmez ve resimleri verir Nazlı’ya..


Nazlı hışımla çıkar…




16 Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Mert


Mert pencereden, Nazlı’nın hışımla gidişini ve bahçede portreleri parçalayıp çöpe tıkmasını seyreder…


Mert masada ters çevrili bir resmi eline alır.


Portrelerden birini Nazlı’ya vermemiştir.. Resme yakından bakar …


Nazlı’nın sözlerini hatırlar..



17 (Flashback) Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Nazlı


Nazlı alaylı, umursamaz:

“öyle bişey yok !…”



18 Okul, Mert’in odası (İç-Gün) Mert


Mert, umutsuzca elindeki resmi masaya koyar… O anda cılız bir fısıltı duyar, dikkatle dinler, seslere bir anlam veremez.. ( ilk sahnedeki gibi, fısıltılı sesleri ve müziği duyarız.)


Resimdeki boyalar sanki konuşup tartışmaktadır…



Fısıltılar

“seni seviyor… seviyor... çok seviyor… bırakma…”



Pencerenin önünde Mert… Bahçede uzaklaşan Nazlı...


Görüntü yağlıboya bir tabloya dönüşür ve donar…



SON

...


16 Aralık 2008 Salı

BAŞKAN

Ayasofya...

O gün ziyaret saatin sonuna gelindiğinde akşam da olmuş, Ayasofya’nın büyük ve ağır kapıları inleyerek kapanmıştır…içeride kimse kalmamış, bekçiler dışarıdaki görevlerine dönmüşlerdir…

Ayasofya’nın loş ve boş ortamında bir hıçkırık sesi gelmektedir…


Pencerelerden birinin önünde iki büklüm oturmuş hıçkıra hıçkıra ağlayan kişi, büyük devlet adamı, adaletli, hoşgörülü ve münevver insan, İstanbul Fatihi, "Fatih Sultan Mehmed Han"’dan başkası değildir…

Hıçkırık ve iç çekişler, bir süre sonra böğürtüye dönüşür. Sonra omzuna bir el dokunur, döner bakar; Hocası Akşemseddün Hazretleri: “Neden ağlarsuz Hünkarum?” der..

O da, “Hocam" der," 'buralara bi göz at' diye gönderilmemizden bu yana 2 gün geçti ama, nedür bu memleketin ve de bu İstanbol’un hali hocam!? Her yeri yakıp yıkmışlar, ne Moğol ordusu ne de Bizans bunu yapmadı.. Vakıf mallarını yağma etmüşler, ormanlarımı yakıp, kesip site neyün üst üste kümesler inşaa eylemüşler…Yolsuzluk dedüklerü hırsızlıklar yapmış, yetimin hakkunu gaspeylemişler...”

“Trafik deyü bişey icat etmüş, toprağa siyah taşlardan yollar döşeyüp, heryeri dört tekerlü arabalarla doldurmuş şehirlerü kilitlemişler.. Nefes dahi alamadım Hocam. Havasını kirletmiş, bitirmişler Devlet-i Aliyye'yi.. Beceriksiz torunlarımın birarada tutamadığı diger milletler de sözümüzü dinlemez olmuş."

"Karar verdim Hocam.. Bu memlekete el koyuyoruz!!! Hemen ötelerin ötesinden hususi bir müsaade alalım ve teşkilatımızı vücuda getürelüm…” der ve önce belediye sarayını ele geçirip mevcut yöneticileri uzaklaştırır ve kendi ekibini getirir..

Kendisi de Topkapı Sarayı'na yerleşir..

İstanbul Belediyesini ve TC Başbakanlığını feshedip, Yeni Başkanlık sistemine geçer, yönetimi ele alır.

Tabii, önce kimse inanmak istemez... Ama onun haşmetini, kararlılığını, idealizmini ve projelerini görünce Fatih'e inanır ve onu liderleri yaparlar..

Fatih çok kısa bir sürede; inancı, namuslu ekibi ve çalışkanlığıyla halkı da yanına alarak, Türkiye’de işleri yoluna koyar, Türkiye daha yaşanacak bir yer haline gelir..

Ülkeyi Amerika’ya borç verecek duruma getirir…

A.B. “N’olur üye olun!” diye yalvarır,
ama o kabul etmez.

...