- istanbulunu yitiren bütün beylerbeyi kadınlarına -
anka kuşunu bilir misin ?
hani transistörlü hayallerimizin mum kokan hikayeleri.
yaşlı büyüğümüzün
yokuştan kaydırdığımız kar heyecanları.
yani sevdiğimiz herşeyin anısına gizlediğimiz.
bu şehri terkettiğin an onu da yanına alacaksın.
sokağa girdiğimizde cumbasını seçmeye çalıştım.
yolu asfaltlamışlar.
necmiye teyzenin çiçekleri bahçe duvarından taşıp yerlere kadar inmiş
– istanbul bana artık çok uzak, sokaklarını özlüyorum zaman zaman,
küçük sevgilerimi kovaladığım mahallemi.
düşündükçe
yokuşu inmeye başladık.
cumbalar azalmış.
ali ihsan amca ağlarını kurumaya bırakmış.
aralık bahçe kapısından kırmızı
her birine ömrümün en
renkler suda öpüyorlar beni.
komşularımız betondan balkonlarında bizi selamlıyorlar.
- o kimbilir nerede ? -
bizim ahşapkırığı evimizin yosunlu basamaklarında oturan tanımadığım bir
arkadaşlarıyla şakalaşıyor.
muzip bir gülümseme yapıştı benim de dudaklarıma…
bilmiyorum kimi hatırladım, pazar günlerinin beylerbeyi sevinci
kapladı
- ne güzel, terkedilmiş evimizin yaşlı basamaklarında gülümseyen
bir yüz
evin camları kırılmış, işlemeler yer yer dökülmüş.
- Allahım olamaz… o çocuğu gidip kucaklamak geliyor içimden.
yıllar sonra bu
kendimi tutuyorum. sadece eski ahşap gözlerimle bakıyorum ona.
arabasına
biz de kararmış kapıdan geçip, geçmişin kokusuna bırakıyoruz kendimizi.
şu oda… babannemin öldüğü oda.
...

0 yorum:
Yorum Gönder