27 Aralık 2008 Cumartesi

AHŞAP


- istanbulunu yitiren bütün beylerbeyi kadınlarına -



anka kuşunu bilir misin ?

hani transistörlü hayallerimizin mum kokan hikayeleri.

yaşlı büyüğümüzün esmer nasihatleri.

yokuştan kaydırdığımız kar heyecanları.



yani sevdiğimiz herşeyin anısına gizlediğimiz.



bu şehri terkettiğin an onu da yanına alacaksın.



sokağa girdiğimizde cumbasını seçmeye çalıştım.

yolu asfaltlamışlar.

necmiye teyzenin çiçekleri bahçe duvarından taşıp yerlere kadar inmiş yine.

– istanbul bana artık çok uzak, sokaklarını özlüyorum zaman zaman, en fazla bizim sokağı.

küçük sevgilerimi kovaladığım mahallemi.

düşündükçe burnumun direği sızlıyor. –



yokuşu inmeye başladık.



cumbalar azalmış.



ali ihsan amca ağlarını kurumaya bırakmış.

aralık bahçe kapısından kırmızı avludaki o güzelim akvaryum balıklarını görüyorum.

her birine ömrümün en güzel masallarını uydurduğum, aşkı ilk kez tattığım canlıları.

renkler suda öpüyorlar beni.



komşularımız betondan balkonlarında bizi selamlıyorlar.

- o kimbilir nerede ? -



bizim ahşapkırığı evimizin yosunlu basamaklarında oturan tanımadığım bir yüz görüyorum.

arkadaşlarıyla şakalaşıyor.gözlüklü şirin bir çocuk, başında cici bir şapka.

muzip bir gülümseme yapıştı benim de dudaklarıma…



bilmiyorum kimi hatırladım, pazar günlerinin beylerbeyi sevinci

kapladı içimi.kendimi bu sevimli yüze bakarken yakaladım.

- ne güzel, terkedilmiş evimizin yaşlı basamaklarında gülümseyen

bir yüz görmek. –



evin camları kırılmış, işlemeler yer yer dökülmüş.



- Allahım olamaz… o çocuğu gidip kucaklamak geliyor içimden.

yıllar sonra bu sokak beni nasıl bir duyguyla karşılıyor ? –



kendimi tutuyorum. sadece eski ahşap gözlerimle bakıyorum ona.

arabasına binip gidiyor.



biz de kararmış kapıdan geçip, geçmişin kokusuna bırakıyoruz kendimizi.



şu oda… babannemin öldüğü oda.


...

0 yorum:

Yorum Gönder